28 Ocak 2026 Çarşamba

Organizatör

 


Cem Toker’in @liberalLDP SGK hakkındaki X paylaşımı (https://x.com/tokcem/status/2014984491459031331?s=46&t=E8z3vbxMlXilLNG8WFlCfwson)  zamanlarda epey tartışıldı. Malum, X’in doğası gereği eleştiri eksik olmaz; ama konu önemli olunca ben de işin matematiğine biraz kafa yordum. Aşağıda SGK verilerini kullanarak, bu hesapları sadeleştirilmiş, baş ağrıtmadan analiz edip yorumlamaya çalıştım.

SGK Ne İşe Yarıyor?

SGK aslında iki temel işleve sahipti:

  1. Çalışırken birikim yapıp emeklilikte geçinmemizi sağlamak,
  2. Sağlık hizmetlerine erişim sunmak.

Yani ödediğimiz her primin içinde bir sağlık, bir emeklilik paketi var.

Sağlık Tarafı: 80 Milyona Hizmet

2005’te SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devredildi, ardından tüm kurumlar (SSK, Bağkur, Emekli Sandığı) SGK çatısı altında birleşti. Bugün SGK kapsamındakiler ve onların bakmakla yükümlü oldukları toplamda yaklaşık 77 milyon kişi.

Bunun dışında kalan ve GSS primi kendisi veya devlet tarafından ödenen yaklaşık 8 milyon kişi de sisteme dahil olduğunda, fiilen ülke nüfusunun tamamı devlet hastanelerinden hizmet alabilir durumda.

2026’da GSS primi 1.982 TL/ay. Prim ödeyen kişi sayısı 26 milyon olunca, bir çalışan 3,08 kişiyi sırtlanmış oluyor. Bu hesapla sağlık primine düşen kısmı 6.104 TL/ay olarak almak gerekiyor.

Ülke genelinde 80 milyon kişinin GSS ödediği bir durumda bu toplam yıllık 1,90 trilyon TL ediyor. Bu rakam da Sağlık Bakanlığı’nın 2026 bütçesi olan 1,48 trilyon TL’den fazla. Yani çalışanlar sağlık bütçesini çoktan karşılamanın yanısıra bütçeden en az pay alan ve içlerinde Cumhurbaşkanlığı, TBMM de bulunan 22 kurumun daha giderleri karşılamaktalar.

Primlerin Emeklilik Kısmı

SGK’nın 2025 yılında aylık ortalama prim geliri 12.500 TL/ay civarındadır. 2026’da ortalama ücretlerin asgari ücrete yakınsaması nedeniyle bunun %27 artarak 15.850 TL olacağı tahmin edilebilir.

Bunun kırılımını da :

  • 6.104 TL’si sağlık,
  • 9.746 TL’si emeklilik şeklinde hesaplanabilir

Peki bu 9.746 TL çalışanın adına bir hesapta birikse ne olur?

Birikim Hesabı: BES’in Işığında

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi henüz gelmedi ama BES 13 yıldır uygulamada. Kış Uykusundan Uyanış: Devlet Katkısının Reel Katkısı başlıklı yazımda analizize göre BES fonları, devlet katkısı hariç, yıllık %5,4 reel getiri sağlıyor.

Türkiye’de ortalama çalışma süresi 30 yıl olsa da, EYT sonrası bunun AB ortalaması olan 35 yıla yakınsayacağını düşünebiliriz. 35 yıl boyunca %5,4 reel getiriyle biriken rakam:
👉 12.109.650 TL

Emeklilikte Ne Kadar Maaş?

TÜİK’e göre 65 yaş üstünün yaşam beklentisi 18 yıl. Ancak eşe bağlanan maaş, uzayan yaşam süresi vs. nedeniyle 30–35 yıllık bir emeklilik ödeme dönemi almak makul bir varsayım olacak.

Bu süre için yapılan hesaplamada ortaya çıkan emekli maaşı:
👉 Aylık 64.250-68.000 TL

Evet, doğru okudunuz. Ama burada “hesap hatası” değil, olsa olsa bir “varsayım cesareti” vardır. Finansal araçlardan 65 yıl boyunca yıllık reel %5,4 getiri sağlanabileceği gerçekten fazla iddialı bir varsayım. Finansal araçların kısa süreler için ekonomiden fazla büyüyebileceği düşünülebilir ama bunun yarım asır boyunca sürekli olacağı varsaymak abartmak olur.

Peki hesabı tersten yapsak?

2026 yılı ortalama SGK ücretinin 23.635 TL olduğu düşünülürse, bu maaşı emeklilikte 30-35 yıl sağlayabilmek için gereken reel getiri yıllık:
👉 %2,25- 2,50
Bu da finans literatüründe “olabilir seviyede” kabul edilir.

Geriye tek bir soru kalıyor: devlet bu işin neresinde?

Rakamlar bize şunu söylüyor: Sağlık faturamızı, hatta daha fazlasını, zaten kuruşu kuruşuna kendimiz ödüyoruz. Emeklilik primlerimizi de devlet yerine BES benzeri bir modelle yönetilse, en azından devletin bugün bize "bahşettiği" o standartları —ekstra bir mucizeye gerek kalmadan— koruyabiliyoruz.

Bu senaryoda devlet; tüm hazırlığı bizim yaptığımız, malzemeyi bizim aldığımız ve faturayı bizim ödediğimiz bir sofrada, sadece hesabı toplayıp bahşişi kendine ayıran bir "organizatör mekân sahibi" gibi araya giriyor.

Görünen o ki devletin bu denklemdeki asıl görevi; parayı yönetmekten ziyade, o paranın bize ulaşana kadar hangi ara sokaklarda dolaştığını hayretle izlememizi sağlamak.

11 Ocak 2026 Pazar

Kış Uykusundan Uyanış

 

Devlet Katkısının Reel Katkısı

 

1 Ocak 2026'da BES'te devlet katkı oranları %20 düşürüldü. Bu karar, benim gibi amatör BES uzmanlarını kış uykusundan uyandırmaya yetti de arttı bile. Bunun üzerine "Hadi bakalım, verilerimi güncelleyeyim" dedim.

Asıl merak ettiğim konu: Herkesin bu kadar gürültü kopardığı devlet katkısı, sonuçta BES birikimlerimize ne kadar katkıda bulunuyordu? Evet, devlet brüt asgari ücretin %25-30'u kadar bir katkı yapıyordu. Ama dikkat: Bu paralar sadece devletin belirlediği yatırım araçlarına (devlet tahvilleri ve bir miktar hisse senedi) gidebiliyordu. O halde gerçek katkı neydi?

Grafiklere Bakalım (Ama Çok da Aldanmayalım)

Analize EGM'nin (Emeklilik Gözetim Müdürlüğü) yayınladığı BES endeksi, Devlet Katkısı endeksi ve TÜİK'in TÜFE endekslerinin gelişimini inceleyerek başlayabiliriz.

Enflasyonun azmaya başladığı 2021 yılına kadar birbirine yakın seyreden endekslerde o tarihten itibaren BES endeksinde pozitif, Devlet Katkısı endeksinde negatif ayrışma olduğu görülüyor.

Ancak şunu unutmayalım: Bu tür grafik analizleri görsel olarak çok etkileyici ve ikna edici olsa da zaman serilerinde başlangıçlar hep birbirine yakın görünür, ayrışmalar sona doğru abartılı gözükür. Ayrıca aylık düzenli bir birikim olan BES'te önemli olan başlangıç-sonuç farkı değil, endekslerin ortalama performansıdır.

Emeklilik Hakkı Kazananların Getirileri: Gerçek Hikâye

Emeklilik hakkı 10 yıldan önce kazanılamadığından, devlet katkısının başladığı 2013'ten 2015 sonuna kadar BES’e girmiş olanlar şu anda emeklilik haklarına sahipler. Bu 10 yıllık dilimde devlet katkısının gerçek etkisine bakalım.

Analiz Varsayımları:

·       Ödemeler aylık düzenli yapılıyor

·       Her ay enflasyon oranı kadar artırılıyor

·       Sonuçlar vergi sonrası (%5) hesaplanmış- çünkü enflasyon vergiden indirim veya istisna pek bilmez, herkesten alır geçer gider.

 Sonuçlar (Vergi Sonrası Reel Getiriler)

Görüldüğü gibi 3 dönem arasında ciddi bir fark yoktur

    

Not: Analiz aylık bazda yapılıp sonuçlar yıllık ortalama olarak verildiğinden toplam reel değerlenme ile yıllık reel getiriler birikimler farklılık gösterebilir

Vergi sonrası reel getiriler:

1. Devlet Katkısı Olmadan BES Birikimleri Devlet katkısı olmadan düzenli aylık ödeyenlerin birikimleri vergi sonrası enflasyonun üzerinde reel olarak %48,4 değer kazanmış. Bu da 10 yıllık bir dönemde yıllık %5,4 oranında reel bir değerlenmeye karşılık gelmektedir. Her ne kadar Türkiye’de şu sıralarda TÜFE endeksli tahvillerin de reel getirisi bu civardaysa da yine de bu dünya standardında son derece tatmin edici ölçüde bir yıllık reel getiridir.

Bu açıdan bakınca "BES performansı kötü" eleştirilerine pek hak veremiyorum. Tabii kimse direkt BES endeksine yatırım yapmıyor ama bu endeks tüm BES fonlarının ortalama performansını temsil ediyor.

2. Devlet Katkılarının Performansı: İçler Acısı Ne yazık ki devlet katkıları enflasyon karşısında %43 değer kaybetmiş. Yani alındıkları tutarın sadece %57'sine düşmüşler. 10 yılda yıllık %5,4 oranında eriyiş.

3. Toplam Tablo: BES + Devlet Katkısı İkisi birleşince vergi sonrası toplam getiri %62,7'ye, yıllık reel getiri %7,7'ye ulaşıyor.

Değerlendirme: Devlet Bir Eliyle Veriyor, Diğer Eliyle Geri Alıyor

Ana Bulgular:

  1. BES'in kendisi gayet başarılı: Devlet katkısı olmadan bile ciddi getiri sağlıyor- Bu genellikle göz ardı edilen bir gerçek.
  2. Devlet katkısıyla birlikte mükemmel: En iyi uzun vadeli yatırım araçlarından biri konumunda.
  3. Ama işin püf noktası şurada: 2013-2021 arası %25, 2022-2025 arası %30 olan (ortalama %26,6) devlet katkısı, yatırım zorlamaları ve enflasyon nedeniyle efektif olarak %14,3'e düşmüş.

Basit matematik: Devlet bir eliyle verirken, "enflasyon" adlı diğer eliyle verdiğinin yarısını geri almış.

Teselli: 10 senede %43'ü eridiyse de merak etmeyin, eksiye düşmez- en fazla sıfıra düşer!

Son Söz

2019 sonrası izlenen enflasyonist politikalara bağlayıp "Bu tek seferlik bir durum" diye iddia edilebilir mi? Belki. Ama şunu unutmayalım: Amerikalılar "ölüm ve vergiden kaçılamaz" der. Türkiye'de ise vergi memurlarından belki kaçabilirsiniz ama enflasyondan asla!